Emrah Çetin
Emrah Çetin
Giriş Tarihi : 13-12-1901 22:42

KARAKTER

İsveç U21 milli takımını tek kelimeyle özetlememiz gerekse ‘karakter’ kelimesi sanırım en uygunu olur. Yetenek noktasında eleştirileriniz kesinlikle olabilir ama takım olgusunu sahaya bu denli iyi yansıtan takım sayısı azdır ve bu açıdan onları eleştirmeniz imkansızdır. GERİ DÖNÜŞ İsveç U21 2015 Avrupa Şampiyonası Elemeleri'nde Polonya, Türkiye, Yunanistan ve Malta ile aynı grupta mücadele etti. 4 maç sonunda sadece 4 puan toplayabilen bir takımdı İsveç. Türkiye'den 1 puanı 90+3'te kurtaran takımın (karşılaşma, civarda sıkılan biber gazı sebebi ile epey bir sancılı geçmişti) kaderi, belki de bugünden sonra yazılmaya başlandı. Gezi olayları sadece Türk insanını değil, İsveç U21 milli takımını da uyandırmıştı uykusundan. 10 Ekim 2013'te Türkiye'de, biber gazı altında oynanan maçta 1 puanı 90+3 kurtaran ülkenin, yoğun gazdan uyanması biraz zaman alacaktı. 15 Kasım'da Yunanistan'da 5-1'lik ağır bir yenilgi alan Hakan Ericson'un talebeleri için diriliş 19 Kasım'daki Malta karşılaşması ile başladı. Sahasında rakibini 5-0’la geçen İsveç, 5 maç sonunda topladığı 7 puanla 4.sırada kendine yer buldu. Direnci zor kırılan, karakterli bir takım olduğunun ilk sinyalini Türkiye’de veren İsveç, 5 Mart 2014’te daha birçok kez yapacağı geri dönüşlerin ilkine imza atar. Kağıt üzerinde kolay görünen Malta maçı zora sokulmuş, kenarda Hakan Ericson çılgına dönmüştür. Türkiye’den puanı son anda kurtaran, evinde yendiği Polonya’ya dış sahada direnemeyen, Yunanistan’da 5-1 ile bozguna uğrayan takım, 10.dakikada geriye düştüğü Malta deplasmanından Milosevic ve Guidetti’nin golleriyle galibiyetle ayrılır ki bu galibiyet yazılacak güzel hikayenin de başlangıç noktasıdır. Henüz Thelin ve Khalili o dönemde tanınmamıştır. Khalili Helsingborg’da, Thelin ise Malmö’de adım adım sivrilmeye başlar. Ezeli rekabet içerisinde olan bu iki takımın sıradan oyuncuları zaman içinde kilit adam halini alır. Bu isimlerin sivrilmesi ile İsveç U21 milli takımının da kadrosu şekillenir. Bu dönemde Guidetti’nin de yavaş yavaş form tutması diğer bir detaydır ki hikayeyi yazan adamlar da zaten yine onlar olacaktır. Malta’dan zor da olsa galibiyetle dönen İsveç son 2 maç kala zirve ile arasındaki puan farkını 2’ye indirir. Sıra Katerini’de kendisini bozguna uğratan Yunanistan’dan rövanşı almaya gelmiştir. 6.maçlar sonunda 12 puanla lider olan Yunanlar, İsveç’ten 3-0 yenilgiyle ayrılır ve İsveç için iş son hafta oynanacak Türkiye maçına kalır. Skorun 3-0 olması bir kenara, o gün kaderin cilvesidir ki takımın galibiyeti almasında mimar Kiese Thelin’dir. Bu kaderi cilveli kılan nokta ise Thelin’in 67.dakikada oyuna Khalili’nin yerine girmesidir. Ne demiştik az önce... Son maçlar öncesi Türkiye 13, İsveç 13, Yunanistan 12, Polonya 12 puandadır. Son hafta İsveç Türkiye’yi, Yunanistan da Polonya’yı ağırlar sahasında. Yunanistan son dakikalarda bulduğu 2 golle Polonya’yı 3-1 yener ancak İsveç’te ilginç şeyler olmaktadır. Ne Türkiye’ye, ne de İsveç’e 1 puan yaramaz zira diğer maç yine 1.olmayı hedefleyen Yunanistan ile Polonya arasındadır. Sadece lider olan ülke play-off oynamaya hak kazandığından mutlaka galibiyet lazımdır iki takıma da. Türkiye 29’da Emrah Başsan ile öne geçer ancak hesaba katılmayan bir Kristoffer Olsson vardır İsveç’te. O tarihte henüz 19 yaşının içinde bulunan Olsson 34’te durumu eşitler. Aynı Olsson 58 ve 71’de iki gol daha atıp İsveç cephesini rahatlatır ancak işler hiç de sanıldığı gibi gitmez. 84’te Kerim Frei’ın bulduğu golle afallayan İsveç, 86’da bir de Enes Ünal’dan gol yer ve skor 3-3’e gelir. Yazının başlığı ‘karakter’ sahneye 90+2’de çıkar. Oscar Hiljemark hayat öpücüğünü 90+2’de kondurur ve hikaye bu golle 2.serisine doğru yol alır... MUCİZE 16 puanla 1.bitirir grubu İsveç ve play-off oynamaya hak kazanır. Bu turdaki rakip kim midir? Herkesin imrendiği, harika jenerasyon dediği, Areola, Kurzawa, Umtuti, Ntep, Thauvin, Imbula, Bahebeck, Fekir, Martial, Zouma gibi isimleri kadrosunda bulunduran Fransa'dır. Türkiye’ye 90+2’de attığı golle İsveç’i play-off’a taşıyan Hiljemark’ın olmaması en büyük dezavantajıdır İsveç’in. Ameliyat olan kaptan, Fransa ile oynanacak olan iki play-off maçını da kaçıracaktır. Fransızlar eşleşmeden oldukça keyiflidir. Tüm basın emindir Avrupa Şampiyonası bileti alınacağından. Fransa’daki ilk maç pek beklendiği gibi geçmez, İsveç dirençli bir futbol ortaya koyar ama devre biterken gelen penaltı beklentilerin karşılanacağı sinyalini verir. Thauvin devre sonunda penaltıyla öne geçirir Fransa’yı. 81’de korner sonucu bulunan golle de 2-0’lık skor yakalanır ve İsveç’e fazlasıyla avantajlı gidilir. Her ne kadar futbol tatmin etmese de beklenen olur aslında. Lâkin unutulan bir şey vardır. O da İsveç Karakteri... Kaseti biraz geriye saralım. Ne demiştik yukarda; Khalili ve Thelin.. Heh, işte o çocukların günüdür 14 Ekim 2014. Dakikalar henüz 3’ü gösterirken korneri kullanmak için Khalili gider köşeye. ‘Dev’ Fransa savunmacıları, topa çok iyi yükselebilen Thelin’i unuturlar ön direkte. Maça adeta 1-0 galip başlar İsveç. Thelin’i savunan, daha doğrusu savunamayam isim Kurzawa’dır. Bu detayı vermemin sebebini birazdan daha iyi anlayacaksınız. Bu kenarda kalsın. Dakikalar 35. Sahnede yine Thelin var. Krafth Guidetti’ye, Guidetti Thelin’e verir pası ve 2-0. Film yenide başlar. Fransa neye uğradığını şaşırmıştır. Karakter devreye girmiş, yetenek ne yapacağını şaşırmış haldedir. Lâkin oynanmamış daha 55 dakika vardır ki bunu en iyi bilen takımdır İsveç... 71’de yine köşe bayrağında topa vurmak için bekleyen bir adam vardır. Khalili. Herkes ‘o kadar da değil’ derken İsveç ‘o kadar’ olduğunu gösterir. Gösterdiğiniz karakterin yanında bazen şans da size yardım eder. İşte dakikalar 71’i gösterdiğinde o şans devreye girer. Khalili açar, Lewicki zayıf bir vuruş yapar o ‘devlerin’ arasında. Top savunmaya çarpar ve amiyane tabirle ‘ağlaya ağlaya’ kale çizgisini geçer. Olmayacak şeyler olmaya devam etmektedir... Herkes rüyanın ne zaman biteceğini düşünürken dakikalar 87’yi gösterirken olan olur. İsveç savunmasından seken topu Thauvin takip edip içeri gönderir, tamamlayan Kurzawa olur. Ofsayt bekleyenler, ne olduğunu anlamayanlar ve yıkılanlar. 2-0’ın rövanşında 3-0’a kadar getirip 87’de gol yemek büyük yıkıma sebep olmalıdır ki İsveç için de olmuştur. Ancak sadece 87.dakika için geçerlidir bu. Karakter ve geri dönüş kimliğinin devreye girmesi için çok fazla sürenin geçmesi gerekmeyecektir... 87’de Kurzawa golü bulunca sevincini İsveçli futbolculara dönüp bu şekilde yapar. Belki de guardı düşen İsveç’i ayağa kaldıran görüntüdür bu, kim bilir... Santra yapılır, Tibbling topu alır sol kanatta. Çok da sert olmayan bir vuruş yapar ve top kaleci tarafından kornere gönderilir. Şimdi kameralar kayıtta. Topun başında yine tanıdık bir isim Khalili. İçerde yine unutulan o isim, Oscar Lewicki. Gol mü? Gol. Tüyler mi? Diken. Kurzawa mı? ... Tek kelimeyle muazzam. O gün maçı takip ederken yaşanan duyguları tarif imkansız. Fransa elenmiştir. Karakter, yeteneği saf dışı bırakmıştır. Hikayenin devamı Avrupa Şampiyonası’na, Çek Cumhuriyeti’ne saklanmıştır. HİKAYENİN DEVAMI Fransa’yı eleyerek Çek Cumhuriyeti’nde düzenlenecek U21 Avrupa Şampiyonası’na katılmaya hak kazanır İsveç. Fransa’yı yıkan adam Thelin de ne tesadüftür ki Fransa’nın Bordeaux’a transfer olur o dönemde. Elemelerde Türkiye, Yunanistan ve Polonya’yı saf dışı bırakan ülke play-off’ta en zor takımla eşleşmesine rağmen gelir Çek Cumhuriyeti’ne. Bedevilik parayla değildir ya sürer İsveç’in zor eşleşmeleri. Avrupa Şampiyonası grubunda Portekiz, İngiltere ve İtalya vardır. Ne var ki gruplar 4 takımdan oynanır. 5 takımla oynansa şayet gruplar, diğer gruba giden Almanya'yı da çeker bu takım bu şansıyla. Fransa eşleşmesinde olduğu gibi favoriler bellidir. Yine İsveç’e şans tanınmaz. Kağıt üzerinde nasıl ki Fransa karşısında şansı azsa, burada da azdır doğal olarak. Hem de sorunlarla gelmişken. Stoper Alexander Milosevic uzun bir sakatlıktan çıkıp ilk maçını A milli takımla oynar turnuvadan 4 gün önce. Ayağının tozuyla da U21 milli takımıyla Çek Cumhuriyeti’ne gelir. Öncesinde Danimarka ile oynanan hazırlık maçında, profilinde sağ bek yazan tek adam sakatlanır, Emil Krafth. Kadrodan çıkarılır ve yerine aslında stoper olan Lindelöf dahil edilir. Baffo vardır alternatif ama o da stoper oynamayı daha çok sever. Eleştiriler havada uçuşur. Milosevic’in stoperdeki partneri Filip Helander çok ama çok kötü bir sezon geçirirken, savunmaya kimsenin güveni yoktur bu haliyle. Kalede de yan toplarda çok zayıf olan, zaman zaman Onur Kıvrak, zaman zaman Cenk Gönen’e bağlayan Patrick Carlgren vardır. İsveç sorunlarla gelir turnuvaya lâkin elemelerde harika geri dönüşlere imza atan, Fransa’yı harika bir duruş göstererek eleyen bu kadro için yine de umutsuz bakılamamaktadır. Hep, ‘acaba yapabilir miyiz?’ sorusu vardır kafaların bir köşesinde. O beklentilerin karşılıksız bırakılmayacağı İtalya maçı gelir, çatar... Favori yine İsveç değil. İsveç yine yetenekli sayılamayacak bir 11’le sahadadır. Topla değişik işler yapabilecek tek adam Sam Larsson’dur ki buraya kadar daha çok takım kimliği ile gelen bir İsveç’in bu tarz adamlardan ziyade daha çok savaşan, karakter koyan, fiziğini kullananlara, askere ihtiyaç vardır. Sam Larsson’un da bu düzende yapamayacağı ilerleyen dakikalarda anlaşılacaktır. [caption id="attachment_4657" align="aligncenter" width="536"] İsveç başlangıç 11'i[/caption] Bu 11’le çıkar sahaya İsveç. Oyuncu değişikliğinin sadece sahadan birini çıkarıp yeni birisini sokmak olmadığını benimseyen teknik direktör Hakan Ericson’un saha içinde tercih ettiği isimler bu yöndedir. Baffo gerekirse stoper oynayabilir, Lewicki gerekirse stoper oynayabilir, Khalili gerekirse orta saha merkezinde oynayabilir gibi. Maç ortada başlar. 4-3-3 düzeni ile sahaya çıkan İtalyanlar İsveç’te bazı isimlerin yaptığı bireysel hataların sonucunda yakaladığı fırsatlar dışında pek duvarı aşamaz. Topu rakibe bırakan İsveç daha çok merkezden Thelin ve Guidetti’yi kullanarak bir şeyler yapmaya çalışır ancak bunda da pek başarılı olamaz. İlk 30 dakikalık dilimdeki İsveç dizilişi ve oyun anlayışı tam olarak budur. Birkaç kez Lewicki’nin, birkaç kez de Helander’in yaptığı top kayıplarının bir başkasında ceza kesilir. Helander topla savunmadan çıkarken pas hatası yapar. Tek ara pası ile pozisyona girecek olan Belotti’yi acemi bir şekilde Milosevic düşürür ve İsveç için kabus dolu olan ancak çok da uzak olmadıkları bir süreç başlar. Penaltı, kırmızı kart ve gol. İtalyanlar beklendiği gibi maçta öne geçer. [caption id="attachment_4656" align="aligncenter" width="536"] İsveç 10 kişi kaldıktan sonra[/caption] Hakan Ericson o benimsediği düşünceyi devreye sokar bu gelişmeler sonrasında. Stoper Milosevic’in kırmızı kartı sonrası stopere orta sahada oynayan Lewicki geçer. Lewicki’nin orta alandaki boşluğunu maça sağ tarafta başlayan Khalili doldurur ve Khalili’den boşalan sağ tarafa da Thelin kaydırılır. Takım savunurken 4-4-1, atağa çıkarken 4-3-2 halini alır devre bitene kadar. Maç 11’e 11 oynanırken İsveç savunmasını pek rahatsız edemeyen İtalyanlar, devre sonuna kadar da bir şeyler üretemez ve soyunma odasına gelen tek penaltı golüyle gidilir. Hakan Ericson’un 10 kişilik takımı sahaya düzgün şekilde yerleştirmesi için fırsattır devre arası. 2.yarıya Sam Larsson’u çıkarıp Lindelöf’u alarak başlar hoca ve diziliş tam da aşağıdaki gibi olur. [caption id="attachment_4658" align="aligncenter" width="533"] İsveç'in 2.yarı dizilişi[/caption] Lindelöf’ün sağ beke geçişi ile Baffo stopere, Lewicki de orta alandaki gerçek mevkisine geçiş yapar bu değişiklik sonrası. İlk yarının sonlarını sağ kanatta geçiren Thelin ise forvetteki yerine geri döner ve İsveç 2.yarıdaki tüm oyun planını merkez ağırlıklı gerçekleştirir. Khalili-Lewicki-Hiljemark orta alanı olabildiğince merkezde toplanırken, Lindelöf ve Augustinsson kanatları kullanır. Savunurken Thelin ve Guidetti olabildiğince merkeze desteğe gelirken Khalili ve Hiljemark bu süreçte beklere destek sağlar. İtalya, İsveç 10 kişi kalmasına rağmen bile oyun üstünlüğünü net olarak  hissettiremiyorken devre sonrasına böyle çıkan İsveç’e karşı hiçbir şey üretememeye devam eder. 2.yarıda oyunu tamamen merkeze yıkan İsveç, bunun ilk meyvesini 56’da alır. Yine kornerden gelir gol ki topun başında sizin de tahmin edeceğiniz gibi Khalili vardır. Arka direkte kendisini unutturan Lewicki gelen ortayı kontrol edip kalabalık altıpasın içine gönderir ve o kalabalıkta dokunan John Guidetti olur. İşte bu gol de hikayenin devamını getiren ilk noktadır. Golü bulduktan sonraki 15 dakikalık süreçte de rakibine pek fırsat vermeyen İsveç oyunu istediği gibi yönlendirmeye devam eder. 10 kişi kalmasına rağmen 75 dakika boyunca rağmen sadece tek değişiklik yapan Ericson 76’da bir kez daha müdahalede bulunur ve hafif de bir sakatlık yaşayan Guidetti’nin yerine Mikael Ishak’ı oyuna dahil eder. Ishak oyuna girdikten sonra İsveç tamamen merkez odaklı oynayıp ilerde Thelin'i tek başına bırakır. Maçın kırılma anı Guidetti'nin çıkıp Ishak'ın girmesidir zira Ishak 76'da oyuna girip 80.dakikada İtalya'nın 10 kişi kalmasını sağlar. Eksik rakibi karşısında üretemeyince giderek sinirlenen İtalyanlar, Ishak’ın bir pozisyondaki reaksiyonuna tepkisiz kalamayınca gerçekleşir bu durum ki bu dakikadan sonra tamamen İsveç kontrolünde geçer oyun. İstediklerini tamamen sahaya yansıtan ve oyunu merkeze yığan İsveç, bunun meyvesini 85.dakikada alır. Orta alanda kafalardan seken topu tek dokunuşla Ishak’ın önüne çok iyi gönderir Thelin ve Ishak kaleciyle karşı karşıya kalır. Biraz çapraz olmasına rağmen kaleci hatalı çıkınca kurnazca ayağına sokup penaltıyı alır Mikael ve İsveç bir geri dönüşe daha bu şekilde imza atar. Penaltıyı gole çeviren de, oynayıp oynamayacağı maç öncesi belirsiz olan, maçın çalışkan isimlerinden Thelin’dir... Açıkçası bu savunma kurgusuyla takımın gol yiyeceği aşikardı. Formsuz stoperler, sağ bek olmayan sağ bek ve yan toplarda zaafı bolca bulunan kaleci ile bunu görmek zor değildi fakat şu da bir gerçek ki İsveç yine o bahsettiğimiz karakteri fazlasıyla ortaya koyup zoru başardı. Benim nazarımda maçın adamı kenardaki Hakan Ericson. Özellikle savunma kurgusundaki tercihleri, geniş kadrodaki sağ bek rotasyonunu iyi ayarlayamaması ve Guidetti yerine Ishak’ı tercih etmesi ile epey eleştirdim onu ama yüzümü kara çıkardı hoca ve muazzam bir taktik sonucu geriden getirdi takımını. 10 kişiyken 1-0’dan 2-1’e gelmesinde en çok onun payı var. İlk golün asistini yapan, 2.golde asistin asistini yapan, gerek orta alanda, gerekse Milosevic’in atılması sonrası stoperde karınca gibi çalışan Lewicki ise galibiyetin en önemli mimarlarından biriydi. Oyuna girdikten sonra Lindelöf sağ kanatta çok iyi katkı verdi. Bir savunmacı nasıl ayakta kalması gerekiyorsa öyle davrandı İtalyanlar’a karşı. Helander ilk yarıdaki kötü oyununa rağmen 2.yarıda normale döndü. Baffo ise ‘Halmstad’da ben nasıl yedek kalırım?’ der gibiydi. Khalili ise yine maçın en iyilerindendi bana göre. İsveçliler’in ‘Pirlo’ lakabı taktığı Khalili’nin günden güne geliştirdiği oyununu izlemek keyif. Guidetti ve Thelin ise ‘bak biz süper ikiliyiz’ mesajını Fransa maçlarında olduğu gibi bu maçta da çok güzel verdi. İsveç’in maç boyunca sadece 3 şutunun olması, bunlardan 2’sinin isabetli olması –ki bunlar da golle sonuçlandı- İsveç tarafında dikkat çeken istatistiklerden. Yine İtalyanların 517(446) pas yaparken İsveç’in sadece 259(190) pas yapması da dikkat çekici bir başka detay. İtalya’nın rakip kaleye attığı tek isabetli şutun da penaltı olması garip bir başka anektod. İsveç teknik kapasitesi belli ölçüde ancak takım olgusu yüksek seviyede. Bunu elemelerden bu yana net olarak gösterdiler, şampiyonada da göstermeye devam ediyorlar. Yolun sonu kupa olur mu bilinmez ama bu yolda hiçbir rakibe kolay teslim olmayacaklarını net olarak gösteriyorlar. Belki de hikayenin sonu mutlu biter. Kim bilir?
NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  •   Takım P O
  • 1 Alanyaspor 12 4
  • 2 Çaykur Rizespor 8 4
  • 3 Fenerbahçe 7 4
  • 4 Denizlispor 7 4
  • 5 Galatasaray 7 4
  • 6 Gazişehir Gaziantep 7 4
  • 7 Yeni Malatyaspor 6 4
  • 8 Trabzonspor 6 4
  • 9 Konyaspor 6 4
  • 10 Sivasspor 5 4
  • 11 Antalyaspor 5 4
  • 12 MKE Ankaragücü 5 4
  • 13 Beşiktaş 4 4
  • 14 İstanbul Başakşehir 4 4
  • 15 Kayserispor 2 4
  • 16 Göztepe 2 4
  • 17 Gençlerbirliği 1 4
  • 18 Kasımpaşa 1 4
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
E-GAZETE
Sporun Manşetleri (10 Ekim 2016 Pazartesi)
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA